Denizli HAVA DURUMU
BİZE ULAŞIN 0258 241 55 36

Çallı Olmak

- +

 ÇALLI OLMAK

Coğrafi olarak bakıldığında, Denizli İlinin Kuzeydoğusunda, Uşak İl sınırında yer alır, Çal. Yüzölçümünün büyük bir kısmı, kıraç ve kırsaldır. Dağlık arazi yapısı nedeni ile düz ovalarda, tarım yapmaktan daha zordur,  Çal’da tarımla uğraşmak.

Büyük Menderes, Çal sınırlarından geçse de, sınırında Adıgüzeller Barajı olsa da, dalgalı arazi yapısı nedeni ile sulu tarımla tanışma imkanı olmamıştır. Bunun içindir ki, “Ekmeğini taştan çıkarmayı” öğrenerek büyümüş, “krizleri fırsata çevirmeyi” iyi öğrenmiştir Çallı.

Tarihi geçmişine bakıldığında, Osmanlı döneminde çok uzun yıllar, sancak olma özelliğini taşımış. Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde, Afyon İline bağlı İlçe iken,  Denizli’ye il ünvanı verilince, Denizli iline bağlanmıştır. Kurtuluş savaşında etkin rol almış, İzmir’in işgali ile birlikte, Çal’da düzenlenen direniş mitingine 16 bin kişi katılmış, (Devlet arşivinden) Aynı gün oluşturulan 100 kişilik atlı birlik ile Aydın ili, Köşk ilçesinin savunmasını üstlenmiş Çallı.

Çal ekonomisi tarıma dayalı olup, asli gelir kaynakları, sofralık-şaraplık üzüm, tütün, hububat ve küçükbaş hayvancılık iken, 2000 li yılların başında Çal ve Baklan ovasının sulu tarıma açılması ile çok az da olsa sulu tarımla tanışmış, ürün çeşitleri içerisine şekerpancarı, çerezlik ayçiçeği, mısır ve yem bitkilerini dahil etmiştir.

Kırsal alanda, tarım ve hayvancılıktan elde edilen gelirin düşük olması nedeni ile okuyup Devlet memuru olmaktan başka şansı olmayan Çal’da, okuma yazma ve kültür seviyesi yüksek oranda olup, devletin her kademesinde çok sayıda üst düzey Bürokrat yetiştirmiştir. Okuyanlar Devlet memuru olmuş, ya okuyamayanlar işte onlar, Çallı’nın genlerinde olan girişimcilikleri ile eline çantasını alan dişçi olmuş, mala, şakulünü alan minare ustası olur iken, bazıları da yatırımcı olmuş. Dahası, “Çallı’nın topalı, Çin’de çay bahçesi işletmecisi olmuş. ”Ama, Çal’dan ayrılan, bir daha Çal’a dönmemiş. Bugüne bakıldığında, Çal merkez nüfusu 4 bin, toplam nüfusu 20 bin’e düşmüş.

3 yıl önce yaşanılan, 220 bin dönüm üzüm bağında %40-80 oranında zarar veren don felaketinden sonra, geliri düşen Çallı, Çallı olduğunu hatırlayarak, krizi fırsata çevirmeyi bilmiş, su bulabildiği dağlık arazide yayla seracılığına başlamış, çok ta başarılı olmuştur. 2 yıl içinde, 10 olan sera, 50 ye ulaşmış, bir o kadarı da, önümüzdeki sezon için hazırlığa başlamıştır.

2016 yılında, domates, arkasından marul yetiştirip, Yurtiçinde ve Yurtdışında ürününe Pazar bulabilmiştir. 2000 li yılların başında, fizibilitesi yapılıp, projeye dönüştürülen ancak, bugüne kadar projesine destek bulamayan Çallı, Çal, Akkent, Hançalar, Alifakılar, Selcen olmak üzere, 6 bin dönüm sahada uygulanması düşünülen, damlama sulama projesi hayata geçirilir ise, işte o zaman kimse tutamaz, girişimci Çallı’ları. Ben, Çallı bir birey olarak, Çallı girişimcileri tebrik ediyorum. Kaymakamlık, Belediye, Ziraat Odası başta olmak üzere, emeği geçen Kurum ve Kuruluşlara teşekkür ediyorum.

Yalnız, bir tavsiyem olacak. Lütfen, herkes domates serası yapmasın. Farklı ürünlere yönelin. Ürün çeşitliliğini arttırarak, riskleri dağıtın ki, ikinci bir kriz yaşamayın.

 

 

Çallı’ları sevmeyen, ama her gittiği Ülkede, şehirde Çallı’lar ile karşılaşan bir vatandaş, seyahate gitmeye karar verir. Ama, Çallı’nın olmadığı bir yer olmalıdır. Düşünür, taşınır, tatlı tatlı kaşınır ve kararını verir. “Ben , Çin’e gitmeliyim,  Çin’e kadar yayılmamıştır bunlar “, diye düşünür. Nihayet Çin’e gider, gezer, tozar, turistik yerleri görür. En son Çin setine çıkar, üzerinde yürür ve yorulur. Yorgunluğunu gidermek için Çin setinin dibinde, bir çay bahçesine oturur. Az sonra, kıyafeti ve konuşması düzgün ama topal birisi gelir. İngilizce,” hoş geldiniz, size ne ikram edebilirim” diye sorar. Çin’in, yeşil çayını tavsiye eder, müşteriyi yeşil çay içmeye ikna eder ve ayrılır.

Müşterinin kafasında, bir sürü soru işaretleri oluşur. “İşletmecinin gözleri çekik değil, boyu uzun, derisi esmer, şivesi Asyalılara benziyor ve İngilizce konuşuyor. Bu Çinli değil olsa olsa, bizim oralardan, ama hangi ülkeden… ?”

Ve nihayet topal şahıs, yeşil çayı ikram ederken, müşteri merakla İngilizce sorar. “ Siz Çinli değilsiniz. Hangi Millettensiniz?” İşletmeci ” Türküm” deyince, heyecanla sorar. ”  Ben de Türküm, neresindensiniz?” , “ Çallı’yım” der işletmeci. Müşteri şok olur. Ve şöyle mırıldanır. ”Bunların topalı Çin’e geldiyse,  Dünyada Çallı’nın olmadığı yer yok” der.

Saygılarımla.

EnglishDeutschEspañolTürkçe