Denizli HAVA DURUMU
BİZE ULAŞIN 0258 241 55 36

Tarım ve Hayvancılıkta Mevcut Durum

- +

           TARIM ve HAYVANCILIKTA MEVCUT DURUM

Tarım; Topraktır, sudur, Hayvandır, İnsandır, yaşamdır. Toprak ve su olmadan tarım, tarım olmadan hayvancılığın olması düşünülemez. Tarım ve hayvancılık gıda üretir, gıda ve su canlı yaşamı için olmazsa olmaz.

Bunun içindir ki, Tarım, Uluslararası sermayeye, yabancılara emanet edilemeyecek kadar önemli ve stratejik bir sektördür. Bu stratejik sektör korunup kollanmalıdır.

Mevcut Tarım Kanundaki emir hükümlerine rağmen, maalesef Tarım ve Hayvancılığımız, bilerek ve isteyerek kaderine terk edilmiştir. Yabancı ve işbirlikçi yerli sermayelerin ve ithalat lobilerinin kucağına atılmıştır.

Kaderine terk edilen bu sektördeki genç nüfus, Köyünü, Kasabasını, yani baba toprağını terk ederek, şehirlere göç etmektedir.

Daha 20 yıl önce Köy ve Kasabalarımızda yaşayan, fiilen Tarım ve Hayvancılık yapan nüfus ortalamamızın %26 iken, bugün bu oran %12 ye düşmüştür. Ancak; gençler Tarımı terk ettiği için Köylerde kalıp, Tarım ve Hayvancılıkla uğraşanların yaş ortalaması  55 in üzerindedir.

Bu rakam ve oranlar şunu gösteriyor. Köylerimiz ve Topraklarımız terk ediliyor, Tarım ve Hayvancılığımız batıyor. Fiilen Tarımla uğraşanlar yaşlanıyor, para kazanamıyorlar ve borç yükü altındalar. Buradan şu anlaşılıyor, 15-20 yıl sonra Anadolu topraklarında, toprağın gerçek sahipleri Tarım ve Hayvancılık yapamayacaklar.

Çok yakın bir gelecekte, bir kendi topraklarımızda Tarım ve Hayvancılık yapamadığımız gibi, Ülkemiz topraklarını satın alan ya da kiralayan yabancı ve yerli şirketlerin kadrolu, sigortalı işçileri olacağız.

Ülkemizde Tarım neyi ifade ediyor?

Ülkemizde Tarım, Anadolu topraklarını, içinde doğal yeraltı ve yerüstü su kaynaklarını, Bitkisel, Endüstriyel Tarım ürünlerini, Meyve üretimimizi, Hububat üretimimizi, Büyükbaş-Küçükbaş hayvancılığımızı, Et ve Süt üretimimizi, daha da önemlisi yokluk içinde üretip, borç yükü altında yaşam mücadelesi veren Ülke nüfusunun % 12 si yaklaşık 10 milyon yarı aç,  yarı tok sosyal güvencesi olmadan üretmek için çırpınan, elleri nasırlı, Tarımda geleceğine umutla bakamayan Türkiye Köylüsünü ifade eder.

 

 

Daha dün “Kendi kendine yeten 7 Ülkeden birisi” olduğumuz ifade edilir iken, 20 yıldan bu yana uygulanan yanlış tarım politikaları ile kendini besleyemediği için tarım ürünü, Canlı hayvan, Tohum, Karkas et ithal eden ithalatçı bir Ülke olduk.

20 yıldır uygulanan politikaların sonucu olarak bugün, Ülke topraklarımızın 2 Trakya büyüklüğündeki 2.600.000 Hektar Tarım arazimiz ekilip dikilemez duruma düştü. Buna karşılık son 10 yıldır, Buğday ve Mısır ithalatımız, % 400 artış ile 4 kat arttı. Mercimek ihracatı yaparken, mercimek ithalatımız 20 kat arttı. Çok ciddi anlamda kepek, yem hammaddesi ve tohum ithal ediyoruz. Son 15 yılda Tarım ürünü, canlı hayvan ve Et ithalatı için harcadığımız para 320 milyar TL.  ye ulaştı.

Üretimde çok ciddi sorunlar var, ancak; Tüketicilerin de çok büyük sorunları var.

Üreticiler zor şartlarda üretip zararına satarken, Tüketici de çok pahalıya tüketmektedir. Örneğin; Üretici , domatesi üretip 50 kuruşa zararına satmak zorunda kalırken, Tüketici aynı domatesi 3 TL. ye sofrasına koyabiliyor. İşletme sahibi soğuk zincirde Çiğ inek sütünü 1,30’a satıp, 2 ay sonra parasını alırken, Tüketici peşin para 3,50 TL. sütü sofrasına koyabiliyor.

Karkas dana etini 12 ay besleyip, 24 liraya mal edip, 24 liraya satarken, Tüketici bu eti 45-55-TL. peşin ödeyerek sofrasına koyabiliyor. Bu örnekleri yüzlerce çoğaltabiliriz.

Ülkemizdeki Tarım ve Hayvancılık işletmelerinin %97 si Küçük ve Orta ölçekli Aile işletmeleridir. Küçük aile işletmelerinde çok zor şartlarda üretim yapılmaktadır.

Gelişmiş dünya Ülkelerine bakıldığında oran farklı değildir. Gelişmiş ya da gelişmekte olan Ülkelerde de bu oran %95-97 arasındadır ama, kanunla korunup kollanmaktadırlar.

Örneğin sözünü ettiğimiz Ülkelerin büyük bir çoğunluğunda Bütçeden tarıma ayrılan pay % 2 dir ve bu % 2 lik pay ile ana kalem girdileri sübvanse edilmekte, her türlü devlet desteği sağlanmaktadır.

Bizim Ülkemizde ise, bütçeden tarıma ayrılan pay % 1, ancak; % 0,6 sı kullandırılmakta, % 6 lık kısmın % 45 i aile işletmelerinde destek olarak verilir iken, % 55 lik bölümü ise Tarıma dışarıdan yatırım yapan şirketlere kullandırılmaktadır. Gıda piyasalarında, piyasalara sanayiciler değil, AVM ler hakim. Bu kadar olumsuzluğa rağmen, hala yaklaşık  10 milyon nüfus köylerde, kasabalarda tarım, hayvancılıkla uğraşıyor, neden?

Çünkü bu insanlar, toprağa doğmuş, toprakla uğraşmışlar, başka bir meslekleri yoktur. İşini terk edip, şehre gittiğinde iş bulma şansı yoktur, sosyal güvenceleri yoktur. Daha da önemlisi, onlar için toprak , Ata yadigarıdır, kutsaldır, onun için de terk edemezler.

 

 

SORUNLAR ve ÇÖZÜMLER

Sorun   1- Verimli tarım arazileri sanayi yatırımları için talan ediliyor.

Çözüm 1– Uzun yıllardan bu yana, gelişmekte olan İller dikkate alındığında, verimli tarım arazileri, sanayi yatırımlarına açıldı. 1. 2. Sınıf tarım arazilerimiz beton yığınları ile dolduruldu. Buralar terk edilse bile artık tarıma açılma imkanı yok. Ülkelerin gelişebilmesi için, gıda kadar sanayi yatırımına da  ihtiyaç var, bu bir gerçek. Ancak; bu yatırımların, tarıma elverişli olmayan alanlarda kurulmasında fayda vardır.

Bu konuda yasal düzenleme yapılmış olsa da, maalesef yatırım yapacak şirketin, finansal nüfusu ve siyasi nüfusuna göre yasalar delinerek uygulama yapılıyor.

Sorun   2- Tarımda Devlet politikası uygulanmıyor.

Çözüm 2- Tarımda, Devlet politikaları uygulanmıyor. Tarım, stratejik sektördür, onun içindir ki, gelişmiş ve gelişmekte olan Dünya Ülkelerinde korunup, kollanmaktadır. Bunun içindir ki, Ülkemizde de korunup, kollanmak zorundadır.

Tarım ve hayvancılıkta, yaşanılan sorunlar, ani gelişen sorunlar değil, yaklaşık 20 yılın birikimidir. Onun içindir ki, kısa vadede çözmek mümkün olmayacaktır.

Mevcut tarımsal ve hayvansal üretimin açığının kapatılabilmesi için, 5 yıllık bir hedef konulmalı, ihtiyacımız kadar ithalata devam edilirken, piyasalar çok iyi denetlenmeli, yasal düzenlemeler ile üretim planlamasına uygun üretici teşvik edilmeli, 5 yıl sonunda ithalat sonlandırılmalıdır.

Şirketlere yapılan teşvik ödemeleri amacına ulaşmıyor. Tarım ve hayvancılığımız, çok büyük kâr sağlayan sektör değildir. Şirketler en ufak kriz dönemlerinde sektörü terk ederken, aile işletmeleri sabırla, inatla, umutla, baba yadigarı olan toprakları işlemeye devam ederler. Bu hep böyle olmuştur.

Ülkemiz, tarım ve hayvancılığında uzun vadeli Devlet politikaları uygulanmıyor. Dış güçlerin ve ithalat lobilerinin telkini ile politikalar uygulanmakta,  bu politikalar Devlet politikaları olmadığı gibi, Hükümet politikaları, hatta Bakan politikaları olarak, günübirlik popilist politikalar günü kurtarma politikaları olmaktadır. Onun içindir ki, çözüm olmadığı gibi, geriye dönük sorunlar bırakmaktadır.

 

            Tarım ve hayvancılık, stratejik sektördür. Onun içindir ki, orta ve uzun vadeli Devlet politikaları uygulanmalı, Hükümetler değişse bile, bu Devlet politikaları taviz vermeden sürdürülmelidir.

 

Sorun   3- Su kaynaklarımız verimli kullanılmıyor.

Çözüm 3- Su kaynaklarımızı verimli kullanamıyoruz. Bitmez, tükenmez sanılan yerüstü ve yeraltı su kaynaklarımız tükeniyor. Yakın bir gelecekte, çok büyük su sıkıntısı çekeceğiz.  Onun içindir ki, şimdiden çok sıkı tedbirler alıp, takibini iyi yapmalıyız.

GAP örneğinde olduğu gibi, sulamaya açılan verimli ovalarımızda, vahşi sulama ile su kaynaklarımızı hızla bitiriyor, güzelim topraklarımız çoraklaşıyor ve verimden düşüyor.

Sorunu çözebilmek için, Denizli örneğinde olduğu gibi, ürün planlaması yapılarak, münavebede ekim ve sulama sistemlerinde, yağmurlama ve damlama sistemine dönülmeli ve sulama sistemleri yeniden revize edilerek, kapalı sisteme dönüştürülmelidir.

Sorun   4- Orta ve uzun vadede üretim planlaması yok.

Çözüm 4- Orta ve uzun vadede üretim planlaması yapmak zorundayız. Ülkenin mevcut ihtiyaçları, gelecekteki nüfus artışı ve artışa bağlı ihtiyaçlar, dış Ülkelere yapılabilecek ihracatlar dikkate alınarak, ürün deseni, ürün çeşitliliği ve üretim miktarları çok iyi planlanmalı, her türlü Devlet desteği ve üretim teşviki buna göre yapılmalıdır.

Ülkemizde ürün ve üretim veri kayıtları sağlıklı tutulmuyor. Bakanlığımızın kuracağı ürün kayıt sistemi üzerinden takibini yaparak planlamayı da takip edebilmelidir.

Havza bazında üretim aslında bu işin yol haritasıdır, doğru bir yaklaşımdır. Sahiplenilmeli ve iyi yürütülmelidir.

Mevcut durumda, üretici, belirli bir planlamaya, talep’e göre üretim yapmıyor. Yap yanıl yöntemi ile üretim yapıyor, %70 yanılıyor. Bu yaklaşım ekonomimize de zarar veriyor.

Sorun   5- Bütçeden tarıma ayrılan pay yetersiz ve adaletli dağıtılmıyor.

Çözüm 5- Mevcut tarım kanununda, “Bütçeden tarım’a ayrılan pay, gayri safi milli hasılanın %1 nin altında olamaz” emir hükmü olmasına rağmen, ayrılan pay % 0,6  civarındadır. Ancak; % 0,6 lık bölümün kullandırılmasında adaletli bir dağılım yoktur.

% 0,6 lık payın dağılımına bakıldığında, %45 lik bölümü ailşe işletmelerinde kulladırılır iken, %55 lik bölümü tarıma dışarıdan yatırım yapan şirketlere kullandırılmaktadır. Onun içindir ki, tarım ve hayvancılıkta, üretime olumsuz etki eden girdi maliyeti sübvanse edilememektedir.

Gelişmiş ya da gelişmekte olan Ülkelerde olduğu gibi, bütçeden tarım’a ayrılan pay %2 çıkartılmalı, bu %2 lik pay ile mazot, gübre, ilaç, tarımsal sulamada kullanılan elektrik gibi önemli girdi kalemlerinin büyük bir kısmı sübvanse edilmelidir.

 

Sorun   6- Girdi maliyetleri çok yüksek, piyasalar denetlenmiyor.

Çözüm 6- Sorun, bu günün sorunu değildir. 20 yılın birikimi vardır. Son 20 yıldan bu yana, üretici ve tüketici ihmal edilmiş, günübirlik popilist politikalar ile çözüm bulunmaya çalışılmıştır.

Üreticinin, üretmekten yana sorunu yoktur. Tek sorun, girdi maliyetlerinin yüksekliğinden dolayı, pahalıya üretmek zorunda kalmış, piyasalar da yeterli olumlu cevabı alamadığı için, maliyet fiyatının altında satarak zarar etmiş.

Üretime etki eden girdi maliyetleri çok yüksektir. Dünya Ülkelerinde olduğu gibi, bütçeden tarıma ayrılan pay %2 ye çıkartıldığında, mazot, gübre, ilaç ve tarımsal sulamada kullanılan elektrik gibi, girdi maliyetlerinin yarısı Devlet bütçesinden karşılanabilir. Ayrıca; bu %2 lik pay ile tarıma döndürülmeye çalışılan gençlerimizin, işletme kredilerinin faizleri ve sosyal güvenlik primleri rahatlıkla ödenebilir.

Hayvancılığın temsil ettiği iki sektör vardır. Süt ve et. Sütte, yıllarca yaşanılan arz fazlası sorununa, 2016 mart ayında, Et  Süt Kurumu aracılığı ile müdahale edilmiş, başarı ve istikrar sağlanmıştır. Ette, Sayın Bakanımızın yaklaşımı, günü kurtarma yaklaşımıdır, çözüm üretmez, sorun üretir. Yerli üretici, karkas dana etini 24 TL.ye mal edip, 24-TL. ye satar iken, aracı kasap ve marketleri denetlemek yerine kemiksiz et ithal edip, ucuza satarak, geçici bir dönem için tüketiciyi memnun eder. Ancak, gerçek üretici çok ciddi zararlar ederek, üretimi durdurmak zorunda kalabilir.

Son günlerde güncel başka bir konu, meyve ve sebzede, paketi ürünün soğuk zincirde nakli ve pazara sunulması. Kim yapacak bunu?  Yine aynı aracılar, kopzemallar, halciler vs. Bu pazara sunma biçimi doğru bir yaklaşım gibi görünebilir. Bizim sorunlarımıza çözüm olmaz. En büyük sorun, üretim sorunu. Aracılar, nakliyeciler, halcilerin tüketici üzerine kurduğu hegemonya. Üretim maliyetlerini düşürüp, nakliye fiyatlarını düşürüldüğünde, aracılık sistemi denetim altına alındığında, tarladaki 50 kuruştan domates tezgahta 1.50 TL.ye iner.

Burada sorunu çözmek için kısa ve orta vadede çözüm aramak lazımdır. Kısa vadede, girdi maliyetlerini düşürülürken, piyasalar ciddi anlamda denetlenmeli, belirli kâr marjı konulmalı, etiketlerin üzerinde fatura fiyatı ve satış fiyatı mutlaka görünmelidir. Ayrıca; oluşturulacak piyasa denetleme kurullarında mutlaka üretici ve tüketici temsilcileri bulundurulmalıdır.

Sorun   7- Köy ve Kasabalarımızda gençlerimiz tarımı terk ediyor.

Çözüm 7- Tarım ve hayvancılıkta, beklentilerine cevap bulamayan gençlerimiz, Tarım ve hayvancılığı, köyünü, yurdunu terk edip, şehirlere göç ediyorlar. 20 yıl önce Köy ve Kasabalarda, fiilen tarım ve hayvancılık yapan , nüfus ortalamamız %26 iken, bugün bu nüfus %12 ye düştü. Ancak, yaş ortalamasına bakıldığında 55 yaş ortalamasında.

Özet olarak, tarım ve hayvancılık yapan nüfus ortalaması 55, bu da bize şunu gösteriyor ki, yaklaşık 15-20 sene sonra Tarım ve hayvancılıkla uğraşan insan sayısı, yok denilecek kadar azalacak.

Köyünü terk eden gençler, çok rahat mı? Hayır. Şehirlerde asgari ücret ile daha ağır işlerde çalışıyorlar. Yar aç yarı tok yaşıyorlar, ancak sosyal güvenceleri var.

Tarım ve hayvancılığımızın geleceğini kurtarabilmemiz için, genç nüfusun köyde kalması ve köye dönmesinin sağlanması gerekir. Bunun için de, bir yasal düzenleme ile köyde yaşayan ya da köye dönen gençlerimize, uzun vadeli faizsiz krediler verilmeli, köyde tarım ve hayvancılık ile uğraşan gençlerimizin, sosyal güvenlik primleri karşılanmalı, köylerde sosyal yaşam alanları oluşturulmalı ve ulaşım sorunları Büyükşehir Belediyelerince çözülmelidir.       

Sorun    8- Üreticiler örgütlü değil.

Çözüm 8- Ülkemizdeki, üretici ve tüketiciler örgütlü değildir. Bol sayıda örgütler vardır. Ancak, hizmet konusunda yeterli değildir. 5996 sayılı kanun ile kurulan Islah Birliklerimiz, ıslahın dışında her işi yapmaktadırlar. 21 yıllık geçmişi olan Birlik, sağlıklı ıslah çalışması yapmadığı için, sürekli Damızlık sığır ve koyun ithalatı yapıyoruz.

5200 sayılı kanun ile kurdurulan Üretici Birlikleri, dünyanın hiçbir yerinde böyle bir üretici örgütü olmamasına rağmen, Kooperatiflere alternatif olarak kurdurulmuş, üretime hiçbir katkıları olmadığı gibi, üreticiye yük olmuşlardır.

1163 sayılı kanun ile kurulan kooperatiflerimizde, ihtiyaçtan kurulmadığı ve sağlıklı yönetilmedikleri için zayıf, cılız ve borç yükü altında ezilmektedirler.

Kurulan Birliklerimizin kapatılması çok zordur. Ancak, Birliklerimiz kuruluş kanunlarına uygun olarak yeniden yapılandırılmak, görev tanımlamaları yapılmak ve hizmet verir duruma getirilerek, aidat sistemi yerine, yapılan hizmetler karşılığında, bütçeden pay ayrılarak sürdürülebilir olmaları sağlatılmalıdır.

1163 sayılı kanun, Uluslararası kooperatifçilik ilkeleri ve kooperatifler stretejisi eylem planına uygun olarak yeniden revize edilmeli, Köy ve Kasabalardaki, farklı amaçlı (Tarımsal, Sulama, Üretim pazarlama) gibi kooperatifler 1 çatı altında toplanmalı, çevre ya da ilçe kooperatiflerine dönüştürülerek birleştirilmelidir. Birleştirilen kooperatiflerimizin, kurumsal yapısı iyileştirilmeli, sermaye payları yükseltilerek güçlendirilmelidir.

Kooperatiflerimize, kolay kredi imkanları sağlatılmalı ve çok iyi denetlenmelidirler.

Orta ve uzun vadede, gelişmiş dünya ülkelerinde olduğu gibi kooperatiflerin kurumsal yapıları iyileştirilmeli, altyapı eksiklikleri süreç içinde iyileştirilerek, aracılık sisteminin yerine monta edilmelidir.                                                                                             Mehmet VAROL

 

EnglishDeutschEspañolTürkçe